
Avrupa, 2025 yılında enerji tarihinde önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Rüzgâr ve güneş enerjisi, elektrik üretiminde ilk kez fosil yakıtların önüne geçti. Temiz enerji kaynakları toplam üretimde yaklaşık %30 pay alırken, kömür ve doğal gazın payı bunun altında kaldı.
Bu dönüşümde özellikle güneş enerjisindeki hızlı büyüme dikkat çekiyor. Birçok Avrupa ülkesi rekor düzeyde yeni güneş ve rüzgâr santrali devreye aldı. Kömür kullanımı tarihi dip seviyelere inerken, doğal gaz da önceki yıllara kıyasla ciddi düşüş yaşadı.

Temiz enerjinin yükselişi, yalnızca çevresel değil ekonomik ve stratejik sonuçlar da doğuruyor. Fosil yakıt ithalatının azalması, enerji fiyatlarını dengelemeye ve Avrupa’nın enerji güvenliğini artırmaya yardımcı oluyor. Ancak şebeke altyapısı ve depolama yatırımları hâlâ kritik önemde.
Önümüzdeki yıllarda rüzgâr ve güneşin payının daha da artması bekleniyor. Yine de hava koşullarına bağımlılık ve depolama eksikliği, bu dönüşümün en büyük dezavantajları olarak öne çıkıyor. Buna rağmen tablo net: Avrupa, fosil yakıt çağını geride bırakmaya her zamankinden daha yakın.