
Bugün bilgisayar virüsleri parola çalabilen, dosyaları şifreleyebilen veya cihazları uzaktan kontrol edebilen ciddi siber tehditler arasında. Hikâyenin başlangıcında ise ortada para kazanmak isteyen siber suçlular, fidye talepleri veya milyonlarca kişiyi hedefleyen saldırılar yoktu.
İlk bilgisayar virüsünün hangisi olduğu sorusunun cevabı da kullanılan tanıma göre değişiyor. 1971’de ARPANET üzerinde çalışan Creeper genellikle ilk bilgisayar solucanı veya kendi kendine yayılan ilk programlardan biri kabul edilirken 1982 tarihli Elk Cloner, kişisel bilgisayarlar arasında yayılan ilk virüslerden biri olarak anılıyor. İkisinin hikâyesi, günümüzdeki zararlı yazılımların nereden geldiğini anlamak için oldukça ilginç.
İçerikten Görseller





+4
Bilgisayar virüsü fikri virüslerden önce ortaya çıktı

Kendi kendini çoğaltabilen bilgisayar programı düşüncesi Creeper’dan bile daha eski. Matematikçi John von Neumann, 1940’ların sonlarında ve 1950’lerde kendi kendini yeniden üretebilen otomata üzerine çalışmalar yaptı. O dönemde bugünkü anlamıyla kişisel bilgisayarlar veya internet bulunmuyordu.
Bu çalışmalar doğrudan bilgisayar virüsü geliştirmek amacıyla yapılmamıştı. Asıl konu, bir sistemin kendi yapısının kopyasını oluşturup oluşturamayacağı gibi teorik sorulardı. Buna rağmen kendi kendini çoğaltan programların temelinde bulunan fikirlerden biri burada görülüyordu.
“Bilgisayar virüsü” ifadesi ise çok daha sonra yaygınlaşacaktı. 1980’lerin başında Fred Cohen’in akademik çalışmaları, başka programlara kendisini ekleyerek çoğalan yazılımları incelemeye başladı. Cohen’in deneyleri ve 1984’te yayımlanan çalışması, bilgisayar virüslerinin akademik olarak tanımlanmasında önemli rol oynadı.
Dolayısıyla bilgisayar virüslerinin ortaya çıkışını tek bir kişinin bir gün zararlı program yazmaya karar vermesi şeklinde anlatmak pek doğru değil. Önce teorik olarak kendi kendini çoğaltabilen sistemler düşünüldü, ardından ağ üzerinde hareket edebilen deneysel programlar geliştirildi. Kişisel bilgisayarların yaygınlaşmasıyla bu fikir gerçek kullanıcıların cihazları arasında dolaşabilen yazılımlara dönüştü.
Hikâyenin ilk büyük durağı ise 1971 yılında ortaya çıkan Creeper’dı.
Creeper neden geliştirildi?

Creeper, 1971 yılında BBN Technologies’te çalışan Bob Thomas tarafından geliştirildi. Programın çalıştığı ortam bugünkü internet değildi. ABD Savunma Bakanlığına bağlı ARPA tarafından geliştirilen ARPANET, farklı bilgisayarların ağ üzerinden iletişim kurabildiği erken dönem sistemlerden biriydi.
Creeper’ın amacı bilgisayarlara zarar vermek değildi. Program daha çok bir yazılımın ağ üzerindeki farklı bilgisayarlar arasında hareket edip edemeyeceğini göstermek için yapılan deney niteliğindeydi.
Program, ARPANET’e bağlı ve TENEX işletim sistemini kullanan DEC PDP-10 bilgisayarlarında çalışabiliyordu. Bir sisteme ulaştığında kendisini orada çalıştırıyor ve ekranda meşhur mesajını gösteriyordu: “I’M THE CREEPER, CATCH ME IF YOU CAN!”
Türkçeye kabaca “Ben Creeper’ım, yakalayabilirsen yakala” şeklinde çevrilebilecek bu mesaj dışında kullanıcıyı tehdit eden bir fidye ekranı veya veri silme amacı yoktu.
Creeper’ın erken sürümlerinin bir bilgisayardan diğerine geçerken önceki kopyasını kaldırdığı aktarılıyor. Bu davranış nedeniyle onu bugünkü virüs tanımı içerisine doğrudan yerleştirmek tartışmalı.
Yine de bir programın ağ bağlantısını kullanarak başka bilgisayara geçebilmesi, dönem için son derece sıra dışıydı. Creeper’ın tarihsel önemi de verdiği zarardan değil, yazılımın bilgisayarlar arasında kendi başına hareket edebileceğini göstermesinden geliyor.
Creeper gerçekten ilk bilgisayar virüsü müydü?

Creeper internette sıklıkla “dünyanın ilk bilgisayar virüsü” olarak tanıtılıyor ancak teknik açıdan bu ifade biraz açıklama gerektiriyor.
Günümüzde virüs dediğimiz zararlı yazılım türü genellikle başka bir dosyaya veya programa eklenerek çalışıyor ve çalıştırıldığında kendisini başka hedeflere kopyalıyor. Solucan ise ağ gibi iletişim kanallarını kullanarak kendi başına sistemler arasında yayılabiliyor.
Creeper’ın davranışı ikinci tanıma daha yakın. Bu yüzden bilgisayar tarihi kaynaklarında program için “ilk bilgisayar solucanlarından biri” veya “ilk kendi kendine yayılan program” ifadeleriyle karşılaşabilirsiniz.
Üstelik Creeper’ın bugünkü zararlı yazılımlar gibi kötü niyetle geliştirildiğine dair bir durum da yok. Programın temel amacı deney yapmaktı.
Bu ayrım önemli çünkü “ilk bilgisayar virüsü” sorusunun tek bir tartışmasız cevabı bulunmuyor. İlk ağ solucanı, ilk kişisel bilgisayar virüsü, ilk IBM PC virüsü veya ilk büyük internet solucanı dediğinizde farklı programlardan söz ediyoruz.
Creeper yine de listenin en başındaki isimlerden biri. Çünkü bilgisayarların birbirine bağlı olduğu bir dünyada yazılımların kullanıcı müdahalesi olmadan farklı sistemlere ulaşabileceğini çok erken bir tarihte göstermişti.
Bu fikrin kötü amaçlarla kullanılması ise ilerleyen yıllarda çok daha büyük problemlere yol açacaktı.
Creeper’ı yakalamak için Reaper ortaya çıktı

Creeper’ın hikâyesinin en eğlenceli bölümlerinden biri kısa süre sonra ortaya çıkan Reaper programı.
Reaper, ağ üzerinde Creeper kopyalarını bulup kaldırmak için geliştirildi. Program ARPANET üzerinde hareket ediyor, Creeper’ın bulunduğu sistemleri tespit ederek onu siliyordu.
Bu özelliği nedeniyle Reaper zaman zaman “dünyanın ilk antivirüs programı” olarak da tanımlanıyor. Ancak bu ifadeye de biraz mesafeli yaklaşmak gerekiyor. Günümüz antivirüsleri milyonlarca farklı tehdidi imzalar, davranış analizi ve farklı güvenlik teknolojileriyle tespit etmeye çalışıyor. Reaper ise belirli bir deneysel programı ortadan kaldırmaya yönelik çok daha basit bir yapıydı.
Yine de ortaya çıkan tablo şaşırtıcı derecede tanıdık.
Bir program ağ üzerinde kendi kendine hareket ediyor. Ardından başka bir program aynı ağı dolaşarak onu bulmaya ve kaldırmaya çalışıyor. Bugünkü kötü amaçlı yazılım ve güvenlik yazılımı mücadelesinin oldukça ilkel bir versiyonu 1970’lerin başında görülmüş oluyordu.
Reaper’ın geliştirilmesi konusunda farklı tarihsel anlatımlar bulunuyor ve programın tam olarak kim tarafından yazıldığı konusunda kaynaklarda aynı isim verilmeyebiliyor. Bu nedenle Creeper’ın geliştiricisi kadar kesin bir kişiye bağlamak kolay değil.
Kesin olan şey ise Creeper’ın ortaya çıkmasından kısa süre sonra onu ağdan temizlemeyi amaçlayan başka bir programın geliştirilmiş olması.
Elk Cloner kişisel bilgisayarlara nasıl yayıldı?

Creeper ağ üzerinde çalışan deneysel bir programdı. Ev kullanıcılarının kullandığı bilgisayarlar arasında yayılan virüs hikâyesi ise 1982 yılında bambaşka bir noktaya geldi.
Elk Cloner adlı program, henüz 15 yaşında olan Rich Skrenta tarafından Apple II bilgisayarları için yazıldı.
Programın yayılma yöntemi internet değildi. 1980’lerin başında kullanıcıların bilgisayarlar arasında veri taşımasının en yaygın yollarından biri disketlerdi. Elk Cloner da tam olarak bundan yararlanıyordu.
Virüs bulaşmış bir disketten Apple II başlatıldığında Elk Cloner bilgisayarın belleğine yerleşebiliyor, ardından cihaza takılan başka disketlere kendisini kopyalayabiliyordu. Kullanıcı bu disketi başka bir bilgisayara götürdüğünde zincir devam ediyordu.
Elk Cloner belirli sayıda açılıştan sonra ekranda kendisini tanıtan kısa bir şiir gösteriyordu. Programın amacı kullanıcıların dosyalarını şifreleyip para istemek veya banka bilgilerini çalmak değildi.
Skrenta’nın programı arkadaşlarına yaptığı bir şaka olarak ortaya çıkmıştı. Fakat disketler sürekli el değiştirdiği için Elk Cloner kontrol edilen tek bir bilgisayarda kalmadı.
Bu olay önemli bir gerçeği gösterdi. Bir yazılımın yayılması için internet bağlantısı şart değildi. Kullanıcıların birbirleriyle paylaştığı fiziksel depolama araçları da virüsler için taşıyıcı olabiliyordu.
İlk IBM PC virüsü Brain neden yazıldı?

Bilgisayar virüslerinin tarihinde sık karşılaşılan bir başka isim Brain. 1986 yılında ortaya çıkan Brain, IBM PC uyumlu bilgisayarlarda yayılan ilk virüslerden biri ve yaygın biçimde ilk IBM PC virüsü kabul ediliyor.
Brain, Pakistan’ın Lahor kentinde yaşayan Basit ve Amjad Farooq Alvi kardeşler tarafından geliştirildi. Virüs 5,25 inç disketlerin önyükleme sektörüne bulaşıyor ve virüslü disketler başka bilgisayarlarda kullanıldıkça yayılıyordu.
Brain’in arkasındaki hikâye Creeper ve Elk Cloner’dan farklıydı. Alvi kardeşler programın kendi yazılımlarının izinsiz kopyalanmasına karşı geliştirildiğini anlattılar. Virüsün içerisinde isimleri, adresleri ve telefon numaraları bile yer alıyordu.
Bugünün kötü amaçlı yazılım geliştiricisinin iletişim bilgilerini virüsün içerisine açıkça yazması düşünülemez. 1986’da ise bilgisayar virüslerinin gelecekte ne kadar büyük bir güvenlik problemine dönüşeceği henüz tam olarak anlaşılmış değildi.
Brain doğrudan dosyaları yok etmek üzere tasarlanmış bir program değildi ancak dünya çapında yayıldı. Disketlerin ülkeler arasında taşınması, yazılımların kopyalanması ve kullanıcıların aynı depolama ortamlarını paylaşması virüsün geliştiricilerinin tahmin ettiğinden çok daha uzağa ulaşmasını sağladı.
Böylece virüsler küçük deneylerden çıkıp uluslararası ölçekte karşılaşılabilecek bir bilgisayar problemine dönüşmeye başladı.
Bilgisayar virüsleri ne zaman gerçekten tehlikeli hâle geldi?

Creeper, Elk Cloner ve Brain gibi erken örnekler bugünün fidye yazılımlarıyla karşılaştırıldığında son derece masum görünebilir. Fakat yazılımın kendisini başka sistemlere taşıyabilmesi fikri artık kanıtlanmıştı.
Bilgisayarlar yaygınlaştıkça virüslerin amaçları da değişti. Bazı programlar yalnızca ekrana mesaj çıkarırken bazıları dosyalara zarar vermeye, sistemleri kullanılamaz hâle getirmeye veya kullanıcı verilerini hedeflemeye başladı.
1988’de ortaya çıkan Morris Worm bu değişimin ne kadar ciddi sonuçlar yaratabileceğini gösteren olaylardan biri oldu. Robert Tappan Morris tarafından yazılan solucan, internete bağlı binlerce bilgisayarı etkiledi. Programın kontrolsüz biçimde çoğalması sistemlerin kaynaklarını tüketerek ciddi kesintilere yol açtı.
1990’lar ve 2000’lerde internetin milyonlarca eve ulaşması saldırganlara çok daha büyük bir yayılma alanı verdi. E-posta ekleri, indirilen dosyalar ve yazılımlardaki güvenlik açıkları yeni dağıtım yöntemlerine dönüştü.
Daha sonra amaç da değişti. Kullanıcıları rahatsız eden veya geliştiricisinin yeteneklerini sergileyen virüslerin yanına finansal kazanç hedefleyen organize zararlı yazılımlar eklendi.
Bugün fidye yazılımları dosyaları şifreleyerek ödeme talep edebiliyor, bilgi hırsızları tarayıcılardaki oturumları ve parolaları hedefleyebiliyor. Bazı zararlı yazılımlar ise ele geçirdiği cihazları büyük botnet ağlarının parçasına dönüştürüyor.
Creeper’ın ekrana bıraktığı meydan okuma mesajından bugünkü milyarlarca dolarlık siber suç ekonomisine uzanan yol yaklaşık yarım yüzyılda oluştu.
Masum bir deney nasıl siber güvenlik tarihinin başlangıcına dönüştü?

İlk bilgisayar virüsü hakkında konuşurken tek bir programı seçip bütün hikâyeyi ona bağlamak gerçeği biraz fazla basitleştiriyor. Creeper ağ üzerinde hareket eden ilk deneysel programlardan biriydi. Elk Cloner kişisel bilgisayarlar arasında yayılan erken virüslerden biri oldu. Brain ise IBM PC dünyasında virüs kavramının yayılmasında önemli rol oynadı.
Üçünün ortak noktası ise günümüzdeki zararlı yazılımlardan çok farklı koşullarda ortaya çıkmalarıydı.
Creeper ağ üzerinde hareket eden program fikrini deniyordu. Elk Cloner genç bir programcının şakası olarak doğmuştu. Brain’in geliştiricileri ise yazılımlarının izinsiz kopyalanmasına karşı bir yöntem oluşturduklarını söylüyordu.
Hiçbiri bugün milyarlarca cihazı birbirine bağlayan internet dünyasında çalışmıyordu.
Tam da bu yüzden hikâyeleri ilginç. Bilgisayarlar arasındaki bağlantı arttıkça bir programın yayılma kapasitesi de büyüdü. Başlangıçta ekrana birkaç kelime yazdıran deneysel kodların kullandığı temel fikirler, yıllar sonra çok daha karmaşık ve tehlikeli yazılımlarda karşımıza çıktı.
Creeper’ın 1971’de gösterdiği mesaj bugün neredeyse sevimli görünüyor. Fakat “yakala beni” diye meydan okuyan o küçük programın ardından başlayan kovalamaca hiç bitmedi. Yalnızca Creeper’ın yerini milyonlarca farklı zararlı yazılım, Reaper’ın yerini ise dev bir siber güvenlik sektörü aldı.




