
Modern otomotiv tarihinde bir milat olarak kabul edilen Skoda Favorit, markanın önden çekişli motorlara attığı ilk adımdı. Üstelik yalnızca tasarımı değil, bir mühendislik harikası ve performansıyla da dikkat çekiyordu.
Peki Favorit markanın kaderini tam olarak nasıl değiştirdi?
İçerikten Görseller





+2
Her şey, Skoda’nın 1980’lerde önden çekişli bir otomobil üretmeye karar vermesiyle başladı.

Marka, önden çekişli bir otomobil geliştirmek istemişti ancak bu proje için yeterli bir zaman dilimi yoktu. Bu geliştirme, 1985’e kadar tamamlanmalı ve üretimi beş yıl içinde başlamalıydı. Böylesi kısıtlı bir sürede gerçekleştirilecek projenin başına da deneyimli ve başarılı bir mühendis olan Petr Hrdlicka getirildi.
Proje başarılı oldu ve Favorit beklenen süre zarfında geliştirildi. Bu modelin ortaya çıkışıyla Skoda, dönemin otomotiv dünyasında giderek yaygınlaşan kompakt önden çekişli hatchback anlayışına geçmiş oldu. Bu yeni önden çekişli mühendislik, motor ve aktarma organlarının aracın ön kısmında toplanmasını sağlayarak iç mekanın çok daha verimli kullanılmasına olanak sağlıyordu.
Skoda’nın bir sonraki tasarım ve mühendislik çizgisini Favorit oluşturdu.

Araç geliştirilirken her ne kadar teknik altyapıya özen gösterilse de göze hitap etmesi de gerekliydi. Bu yüzden Favorit’in tasarımı dönemin önemli İtalyan tasarım merkezlerinden Stile Bertone’ye emanet edildi. Bertone, hatchback tasarımının yanı sıra station wagon, notchback ve coupe gibi farklı gövde fikirleri üzerine de çalıştı ve tasarım sürecinde toplam 19 prototip model oluşturuldu.
Dönemin Çekoslovak otomobillerden ayrı bir görüntüye sahip olan Favorit, artık seri üretime hazırdı.
Tasarımın boyutları adeta bir illüzyon yaratıyordu.

Favorit, yerini aldığı Skoda 120 modelinden 40 mm daha kısa olmasına rağmen iç mekanda 85 mm daha uzundu. Boyutlarıyla kompakt bir yapıya sahipken yaşam alanını büyütmeyi başaran bu dahiyane tasarım, Favorit’i tam teşekküllü bir aile otomobili haline getirdi ve ilerleyen dönemde station wagon versiyonu olan Forman’ın da yolunu açtı.
Öyle ki şirket, farklı konularda yabancı uzmanların deneyimininden de yararlanıyordu. Bunların arasında bugün lüks otomobil devi Porsche mühendisleri de vardı. Porsche uzmanları, özellikle motor bağlantısı, ön aks geometrisi ve kabin içerisindeki gürültünün azaltılması gibi belirli teknik problemlerin çözülmesine destek verdiler. Üstelik geliştirme sürecinin son aşamalarında Favorit’in dinamik testleri Porsche’nin Weissach test pistinde gerçekleştirildi.
Sadece şehir değil, gerçek bir aile otomobiliydi.

Kompakt yapısı, onu şehir içi otomobili gibi gösterse de Skoda, modelin iç dizaynını oldukça verimli kullanmıştı. Önden çekişli mühendisliğin avantajı burada tekrar karşımıza çıkıyor. Daha kısa dış ölçülerine rağmen iç mekanın uzatılması ve büyük beşinci kapının kullanılması, otomobili ailelerin günlük kullanımına daha uygun hale getirdi.
Skoda’nın deyimiyle Favorit, “tam teşekküllü bir aile otomobili” olmuştu. Akabinde daha fazla alan talep eden müşterilere özel aynı temel üzerinde çalışılan Forman station wagon da geliştirildi.
1.3 litrelik motoru ciddi şekilde geliştirildi.
Kaputun altında tamamen sıfırdan üretilmiş bir motor yerine markanın kendini kanıtlamış 1289 cc hacmindeki dört silindirli OHV motorunun kapsamlı bir şekilde elden geçirilmiş versiyonu bulunuyordu. Yaklaşık 58 ile 63 beygir arasında güç üreten bu motor; dayanıklı supap yuvaları, çelik çekirdekli pistonlar ve güçlendirilmiş krank mili ile ağır şartlara uygun hale getirilmişti.
Yapılan geliştirmeler o kadar başarılıydı ki resmi verilere göre motor, 250.000 kilometre boyunca hiçbir bakım gerektirmeden çalışabiliyordu.
Geliştirme sürecinde birçok testten geçti.

Favorit, sadece üretilip satılan bir otomobil olmadı. Geliştirme aşamasında birbirinden ayrı testlere de tabi tutuldu. Prag’daki Motorlu Araçlar Enstitüsü ile gerçekleştirilen çalışmalarda bir hafta içerisinde 100.000 kilometrelik kullanıma eşdeğer yükler oluşturuldu.
Ardından gerçek yol testlerinde toplam 250.000 kilometreden fazla mesafe kat edildi. Araçlar Alpler’in yüksek kesimlerinde, İtalya Rivierası’nın sıcak koşullarında ve Avusturya’nın zorlu dağ yollarında test edildi. Frenler özellikle Grossglockner ve Turracher Höhe gibi yüksek rakımlı yollarda başarısını kanıtladı. Markanın asıl amacı, göze hitap eden bir otomobil yapmaktan ziyade farklı iklim ve koşullara dayanıklı bir araç üretmekti.
Ralli pistlerinde de adından söz ettirdi.

Favorit’in başarısı sadece günlük kullanımla sınırlı kalmadı, ralli parkurlarında da adeta tozu dumana kattı. 1990 yılından itibaren Dünya Ralli Şampiyonası yarışlarına katılarak dayanıklı yapısının avantajını motor sporlarında da gösterdi.
Pavel Sibera ve Petr Gross ikilisi, Favorit 136 L modelleriyle 1991’den 1994’e kadar üst üste dört yıl boyunca efsanevi Monte Carlo Rallisi’nde kendi sınıflarının şampiyonu oldular. 1994 yılında ise başarılarını zirveye taşıyarak FIA Formula 2 Dünya Kupası’nı kazandılar ve Favorit’i kendi kategorisinin en başarılı yarış otomobillerinden biri olarak tarihe yazdırdılar.
Skoda, Kadife Devrim’inden sonra pazarda ayakta kalabilmek için güçlü bir ortağa ihtiyaç duydu.
Uluslararası rekabette ayakta kalmak için bir ortağa ihtiyaç duyan Skoda, Volkswagen ile 1990 sonlarında ortak oldu ve Volkswagen Grubu’na katıldı. Favorit, eski Doğu Bloku’nda geliştirilmiş olmasına rağmen Batılı rakipleriyle rekabet edebilecek modern bir otomobil olduğunu böylece kanıtlamış oldu.
Ancak Favorit, bu ortaklığın ardından elbette kaderine terk edilmedi. 1991’de logo ızgaranın ortasına taşındı ve 1993’te araca tam 548 yeni özellik eklenerek konfor, güvenlik ve teknoloji standartları zirveye çıkarıldı. 1994’e gelindiğindeyse efsane modelin üretimi, yerini Volkswagen ile ortak geliştirilen ilk model Felicia’ya bıraktı.
Forman ve Pick-up gibi türevleriyle birlikte toplam 1.08 milyondan fazla üretilen Favorit, görevini fazlasıyla yerine getirmişti.
Bugün otomotiv tarihinde milyonlarca insan tarafından sevilen ve güvenle tercih edilen bir Skoda varsa, bu doğuş hikayesinin ilk cümlesi kesinlikle Favorit ile yazıldı.




